Dolar
Altın
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Üyelik

Modern teknolojinin son harikası olarak gösterilen



Ortadoğu’da sular hiç olmadığı kadar ısınırken, 2026 yılının bu kritik bahar aylarında ABD’nin bölgedeki gerçek planı gün yüzüne çıkmaya başladı. Washington’ın “barış getiriyoruz” söylemlerinin ardında yatan ve Ankara kulislerinden sızan o derin strateji, bölgedeki tüm dengeleri altüst edecek cinsten. İşte ABD’nin Ortadoğu üzerindeki o üç aşamalı, gizli ve bir o kadar tehlikeli planının detayları:

Donald Trump yönetimindeki ABD, Ocak 2026’dan bu yana Ortadoğu’yaPentagon’un “Barışın Restorasyonu” adını verdiği bu stratejinin temelinde, bölgeyi dev uçak gemileri çevreleyerek müttefiklerinkoruma kalkanına almak yatıyor. Ancak bu dev yığınağın asıl amacı sadece savunma değil; İran’ı nükleer programından tamamen vazgeçirecek “gerçek anlaşma”ya zorlamak için masaya oturmadan önce namluları göstermek.
ABD’nin en kritik hedefi, dünya petrol trafiğinin şah damarı olan **Hürmüz Boğazı**. İran’ın boğazı kapatma tehdidine karşı Trump yönetimi, 6 Nisan 2026 itibarıyla son uyarısını yaptı: “Ya boğaz tamamen açılır ya da İran’ın enerji sahaları yerle bir edilir.” Washington’ın planı, Hürmüz’ün kontrolünü uluslararası bir koalisyonla güvence altına alarak küresel enerji fiyatlarını kendi kontrolünde tutmak ve rakip güçlerin (özellikle Çin) enerjiye erişimini bir koz olarak kullanmak.

Şubat 2026’da başlayan İran içindeki protestoların desteklenmesi, ABD’nin “yumuşak güç” ile “sert güç” arasındaki gidip gelen stratejisini gösteriyor. ABD basınına sızan bilgilere göre, Trump’ın cebindeki asıl plan, İran’ı içeriden çökertecek ekonomik yaptırımları zirveye çıkarırken bir yandan da Pakistan, Türkiye ve Mısır üzerinden gizli müzakere kanalları açmak. Amaç, İran’ı bölgedeki kollarından (Vekil güçler) tamamen arındırarak “zararsız bir yerel güç” haline indirgemek.
ABD’nin bu devasa planında Türkiye, hem bir “denge unsuru” hem de “anahtar arabulucu” olarak konumlandırılıyor. Washington bir yandan Türkiye’nin askeri gücünü övüp bölgedeki sorumluluğunu artırmasını isterken, diğer yandan Ankara’nın İran ile olan kadim komşuluk ilişkilerini bir “müzakere köprüsü” olarak kullanmayı hedefliyor.
Görünen o ki; ABD’nin Ortadoğu planı artık sadece “petrol” değil, bölgeyi tamamen kendi güvenlik şemsiyesi altına alacak ve aykırı sesleri susturacak **yeni bir Ortadoğu mimarisi** inşa etmek. Ancak bu planın başarıya ulaşıp ulaşmayacağını, önümüzdeki günlerde dolacak olan o kritik ateşkes süreleri belirleyecek. Dünya, büyük bir anlaşmanın mı yoksa kıyamet benzeri bir çatışmanın mı eşiğinde? Yanıt, Beyaz Saray ile Tahran arasındaki o görünmez telefon hattında saklı.

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.


BİR YORUM YAZIN

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

error: Content is protected !!