İsa Aras Mersinli Nerede Defnedildi
Kahramanmaraş’ın en karanlık sabahlarından birine imza atan ve 10 masum hayatı bizden koparan İsa Aras Mersinli’nin etkisiz hale getirilmesinin ardından başlayan o esrarengiz defin süreci, devletin en üst kademelerinden gelen “operasyonel gizlilik” kararıyla tam bir kördüğüme dönüştü. Cenazenin adli tıp kurumundaki otopsi işlemleri biter bitmez, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen öfke seli nedeniyle cenaze aracının hangi yöne gideceği dahi bir devlet sırrı gibi saklandı. Ancak sızan son dakika bilgileri, bu “hayalet defin” operasyonunun perde arkasında yatan tüyler ürpertici gerçekleri gün yüzüne çıkardı.
İddialara göre, İsa Aras Mersinli’nin cenazesi, halkın galeyana gelmesini ve mezarın tahrip edilmesini önlemek amacıyla, Kahramanmaraş sınırlarından gece yarısı plakasız bir araçla çıkarıldı. Güvenlik birimlerinin taktiksel şaşırtmacalar kullanarak yola çıkardığı konvoyun asıl rotasının, Mersinli ailesinin uzak akrabalarının bulunduğu Osmaniye’nin ıssız bir köyü olduğu öne sürülüyor. Ancak asıl şok edici iddia şu: Saldırganın mezarı, bilinen resmi mezarlık alanlarının çok uzağında, hiçbir tabelası veya yolu bulunmayan, sadece yetkililerin koordinatlarını bildiği sahipsiz bir araziye, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte defnedildi. Mezarın üzerine ne bir isim yazıldı ne de bir işaret konuldu; o artık sadece “isimsiz bir numara” olarak toprak altında bekliyor.
Peki, mezar yeri neden bu kadar sıkı bir gizlilikle korunuyor? Ankara kulislerinden sızan bilgilere göre, emniyet birimleri bu mezarın ileride bir “karanlık odak” haline gelmesinden veya saldırganın bağlantılı olduğu Arjantin merkezli siber gruplar tarafından bir sembole dönüştürülmesinden ciddi şekilde endişe ediyor. Ayrıca, acılı ailelerin intikam duygusuyla mezarı açma girişiminde bulunabileceği istihbaratı üzerine, defin yerinin resmi kayıtlara bile “özel kod” ile işlendiği konuşuluyor. Osmaniye’nin o dağlık ve ıssız bölgesinde, jandarmanın kuş uçurtmadığı bir noktada gerçekleşen bu defin, Türkiye’de adalet ve güvenliğin tesisi için atılmış en radikal adımlardan biri olarak tarihe geçti.
Sokaktaki vatandaşın “Bu caninin bir mezarı bile olmamalı” tepkisi, devletin bu gizli defin stratejisiyle bir nebze olsun karşılık bulmuş görünüyor. Mersinli’nin cenazesini teslim alan öğretmen annesinin tutuklanmasıyla daha da derinleşen soruşturma, mezarın yerini bilen az sayıdaki görevlinin de konuşmamasını zorunlu kılıyor. Şimdi o sessiz tepelerin ardında, 10 canın katili isimsiz ve ruhsuz bir toprak yığınının altında yatıyor; ancak geride bıraktığı o büyük acı ve dehşetin izleri, mezar yeri ne kadar saklanırsa saklansın asla unutulmayacak gibi görünüyor. Herkesin sorduğu o “Nerede?” sorusu, belki de sonsuza dek bir güvenlik koridorunun arkasında cevapsız kalacak.