iç güveysi damadın zor günleri
Nasrettin Hoca, keskin zekası, ince hicvi ve her biri ders niteliğindeki hazırcevaplığıyla Anadolu irfanının en önemli simgelerinden biridir. Onun fıkraları sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda insanın ve toplumun eksiklerini de en zarif şekilde yüzümüze çarpar.İşte nesilden nesile aktarılan, her okunduğunda farklı bir anlam kazanan en meşhur Nasrettin Hoca fıkralarından seçmeler:—## **1. Ya Tutarsa? (Göle Maya Çalmak)**Hoca bir gün göl kenarına gitmiş, elindeki kaşıkla göle yoğurt mayası çalmaya başlamış. Yoldan geçen bir köylü hayretle sormuş:— “Hoca efendi, ne yapıyorsun?”Hoca sakin bir şekilde cevap vermiş:— “Göle maya çalıyorum.”Köylü kahkahayı basmış:— “İlahi Hoca, göl maya tutar mı hiç?”Hoca, kaşığını göle daldırmaya devam ederek meşhur cevabını vermiş:— **”Ya tutarsa?..”**—## **2. Parayı Veren Düdüğü Çalar**Hoca pazara giderken mahallenin çocukları etrafını sarmış. Hepsi birer düdük istemişler ama hiçbirinin elinde para yokmuş. İçlerinden sadece bir çocuk parayı uzatıp:— “Hoca amca, bana bir düdük alır mısın?” demiş.Akşamüstü Hoca pazardan dönünce çocuklar etrafını sarmış, düdüklerini sormuşlar. Hoca, cebinden bir tane düdük çıkarıp parayı veren çocuğa uzatmış. Diğer çocuklar bir ağızdan bağırmış:— “Hoca amca, hani bizim düdüğümüz?”Hoca gülümsemiş:— **”Eee çocuklar, parayı veren düdüğü çalar!”**—## **3. Kazan Doğurdu**Hoca bir gün komşusundan bir kazan ödünç almış. İşi bitince kazanın içine küçük bir tencere koyup geri götürmüş. Komşusu merakla sormuş:— “Bu tencere ne Hoca?”Hoca: — “Müjde komşu, kazanın doğurdu!” demiş. Komşusu sevinçle her iki kabı da kabul etmiş.Bir süre sonra Hoca kazanı tekrar istemiş. Ancak bu sefer aradan uzun zaman geçmesine rağmen kazanı geri getirmemiş. Komşusu kapıya gelip kazanı isteyince Hoca üzgün bir yüzle:— “Komşu, senin kazan öldü!” demiş.Komşusu sinirlenmiş: — “Hoca, hiç kazan ölür mü? Saçmalama!”Hoca istifini bozmadan cevap vermiş:— **”Be adam, doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?”**—## **4. Damdan Düşenin Halini Damdan Düşen Bilir**Nasrettin Hoca bir gün damdaki kiremitleri aktarırken dengesini kaybedip paldır küldür yere düşmüş. Acı içinde inlerken mahalleli başına toplanmış:— “Hemen bir doktor çağıralım!”— “Şurası mı acıyor Hoca?”Hoca, acıdan yüzünü buruşturarak etrafındakilere bağırmış:— **”Siz bırakın doktoru, bana damdan düşen birini getirin; benim halimden ancak o anlar!”**—## **5. Bindikleri Dalı Kesmek**Hoca bir gün bindiği dalı kesmeye başlamış. Yoldan geçen biri:— “Hoca, dikkat et dalı kesiyorsun, düşeceksin!” diye bağırmış.Hoca istifini bozmadan kesmeye devam etmiş ve sonunda dal kopmuş, Hoca yere kapaklanmış. Yerden kalkıp tozlarını silkeleyen Hoca, kendisine uyarı yapan adamın peşinden koşmuş:— **”Madem düşeceğimi bildin, bari ne zaman öleceğimi de söyle!”** demiştir.