Düğünümde Kocam Şaka Diye Yüzümü Pastaya Gömünce
Düğün günüm, hayatımın en masalsı anı olması gerekirken, sadece birkaç saniye içinde hayatımın en büyük utanç ve hayal kırıklığına dönüştü. Beyaz gelinliğimle, etrafımda sevdiğim insanlar ve babamın yokluğunu her an hissettiren o buruk ama mutlu atmosferde pasta kesme törenine gelmiştik. Emre, nişanlılık sürecimizde bazen dozunu kaçıran şakalar yapardı ama bu kadar ileri gidebileceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Gülümseyerek pastadan bir dilim aldı, bana yedirecekmiş gibi yaptı ve tam o anda, 120 davetlinin gözü önünde saçlarımı kavrayıp yüzümü var gücüyle o koca pastanın içine gömdü.
Salonda önce derin bir sessizlik, ardından Emre’nin çiğ kahkahası yankılandı. Pastanın kreması gözlerime, burnuma, o binbir emekle yaptırdığım gelinliğime bulaşmıştı. Nefes alamıyordum; boğuluyor gibiydim ama asıl canımı yakan şey, yüzümdeki krema değil, ruhumdaki o derin aşağılanma hissiydi. Gözyaşlarım kremaya karışırken, Emre yanımda “Hadi ama canım, alt tarafı bir şaka, amma büyüttün!” diyerek gülmeye devam ediyordu. Tam o an, her şeyin bittiğini, bu adamla bir ömür geçiremeyeceğimi anladığım noktada, abim Cihan’ın sandalyesinden fırladığını gördüm.
Abim Cihan, babamın vefatından sonra bana hem baba hem yoldaş olmuş, koruyucu kanatlarını üzerimden hiç çekmemişti. Sakin yapısıyla bilinen abim, o an adeta bir fırtınaya dönüştü. Emre’nin kahkahası, abimin masaya vurduğu o devasa yumruk sesiyle bıçak gibi kesildi. Cihan abim, tüm salonu şoke eden o hamleyi yaptı: Önce yerinden fırlayıp Emre’yi yakasından tuttuğu gibi pistin ortasına savurdu, ardından düğün pastasının kalan kısmını havaya kaldırıp Emre’nin o pahalı damatlığının ve başının üzerine boca etti. Salon buz kesmişti; ne müzik sesi kaldı ne de fısıltı.
Abim, titreyen sesiyle ama her kelimesi kurşun gibi ağır bir tonla, “Benim kız kardeşime, babasının emanetine, gelinliği içindeyken bu saygısızlığı kimse yapamaz! Bu düğün burada bitmiştir!” diye bağırdı. Ardından yanıma gelip, o koca ceketini çıkarıp omuzlarıma attı ve yüzümdeki kremaları kendi elleriyle sildi. Emre orada, üzerinde pastayla, tüm davetlilerin tiksinti dolu bakışları arasında yapayalnız kalırken, abim elimi sımsıkı tuttu ve beni o salondan dışarı çıkardı. O gece sadece bir düğün iptal olmadı; abim sayesinde bir ömür boyu sürecek bir esaretten, o pastanın içinden çıkar gibi temizlenerek kurtuldum. Abimin o asil duruşu, 120 kişilik salonu değil, benim tüm geleceğimi aydınlatan o büyük ders olarak tarihe geçti.